Nedense her 8 Mayıs’ta Nikolay Çukovski’nin “Teslim Olmayanlar Ölmez” adlı eserini yeniden okuyasım gelir. İkinci Dünya Savaşı hakkında bugüne kadar okuduğum en etkileyici romandır. Nazizme ve faşizme karşı inatla direnişin sembolü gibidir benim gözümde. Savaşın, Leningrad (bugünkü adıyla St Petersburg) kenti ve çevresinde yaşayan sıradan insanlar için nasıl bir felaket olduğunu anlatır. Bu felakete yılmadan ve cesurca karşı koyanların öyküsüdür. (Kayhan Karaca yazdı)
Nazizme direniş sadece Sovyet cephesinde olmadı elbette.
Geçtiğimiz günlerde Almanya’nın Fransa sınırındaki Gaggenau adlı yerleşim merkezinde, Nazilerin 24 ve 25 Kasım 1944 tarihinde kurşuna dizdiği 27 kişi anısına sessiz sedasız bir törenle küçük bir anıt açıldı.
Gaggenau girişinde kurşuna dizilenler arasında İngiliz ve Amerikalı askerlerin yanı sıra, sınırın diğer tarafındaki Vosges dağlarında yaşayan dört köylü ve “Réseau Alliance” adlı Fransız direniş örgütünün dokuz üyesi vardı. Direniş örgütünün yaşlı, genç, kadın, sivil, asker, din adamı 2 bin 827 üyesi vardı, kayıtlara göre 432’si savaş sırasında öldürüldü. Bunlardan 106’sı Fransa topraklarında inşa edilmiş tek Nazi toplama kampı olan Strasbourg kenti yakınlarındaki Struthof’ta bir gecede, 126’sı ise Almanya’da Ren nehri kıyısında katledildi.
Nazilerin gizli polis teşkilatı Gestapo’nun en önemli misyonlarından biriydi direnişçi avı. Bulduklarını ya da direnişte olanlarla işbirliği yaptığına kanaat getirdiklerini yargısız infaz etmekteydiler.
İşte size bir örnek: Fransa’nın İtalya sınırı yakınlarında, Alp dağlarıyla çevrili Savoie bölgesindeki Cruet köyünde 8 Haziran 1944 tarihinde 8 erkek yol üstünde Naziler tarafından kurşuna dizildi. Bunlardan 7’sinin kimliği tespit edilebilmiş, kim olduğu belirlenemeyen 8’inci için savaş sonrası dikilen anıt mezara “X” harfi kazınmıştı.
İnfazın gerçekleştiği nokta, Cruet köyünde doğma büyüme Roland Troillard’ın anne baba yadigârı çiftliğine sadece 300 metre uzaktaydı. Annesi infaz sonrası cesetleri görmüş, hatta defin öncesi cenazelerin hazırlanmasına katılmıştı. Adı anıt mezara X olarak kazınan kişi hakkında bilinenler zayıf oluşu, dağcı kıyafeti, kemik çerçeve gözlüğü, parmağındaki değerli yüzük ve Omega saatiyle sınırlıydı. X’e sahip çıkan olmamıştı. Bugün 77 yaşında olan Roland Troillard, “küçüklüğümden bu yana o anıtın önünden geçer, hep bu X kim diye sorardım” diyor.
Troillard X’in kim olduğunu bulmak için 2019 yılında kolları sıvayıp, medya aracılığıyla çağrılar yaymaya başladı. Grenoble kentinde yaşayan Claude Jacquier “tasvir edilen bu adamı tanıyor gibiyim” diyerek Troillard ile temasa geçti. Jacquier’nin annesi X’in nişanlısının arkadaşıydı, kendisinden oğluna söz etmişti, hatta elinde çiftin fotoğrafı da vardı. Fotoğrafta görünen şahıs zayıf, zarif ve Omega saatli Robert Rosengarten adlı kişiydi. Öldürüldüğünde 30 yaşındaydı ve bir kaplıca eczanesinde çalışmaktaydı. Fransız mahkemeleri, kapsamlı bir inceleme sonrası 4 Kasım 2022 tarihinde, yani olaydan 78 yıl sonra, Rosengarten’i adı anıt mezara X kazınmış kişi olarak kayda geçti.
Peki Rosengarten’i o günden bu yana neden kimse arayıp sormamıştı? Acı gerçek incelemede ortaya çıktı: Rosengarten ve ailesi Yahudi kökenliydi. Ailesi topluca Auschwitz kampına gönderilmiş, orada gaz odalarında can vermişti. Kurtulan olmamış, geriye kimse kalmamıştı. Dahası var: Rosengarten direnişçi değildi. Yahudi olduğu için de öldürülmedi. Direnişçi oldukları gerekçesiyle 7 kişi katledilirken tesadüfen oradaydı. Naziler tanık istemiyordu. Tek “suçu” yanlış zamanda yanlış yerde olmaktı!
Evet, bugün 8 Mayıs.
Çoğu sivil 60 milyon insanın yaşamını yitirdiği İkinci Dünya Savaşını sona erdiren ve Nazi Almanyasının çöküşü anlamına gelen teslimiyet anlaşmasının imzalandığı gün.
Neredeyse unutulmaya, hatta “AB uğruna” unutturulmaya başlanan bu Zafer Günü; Fransa, İngiltere, ABD ve kimi Batı Avrupa ülkelerinde 8 Mayıs’ta, Rusya ve bazı Doğu Avrupa ülkelerinde ise 9 Mayıs’ta kutlanıyor.
8 Mayıs’tan söz edip, Fransa özeline girmemek olmaz elbette, zira bu günün Voltaire’in ülkesinde diğer Batı Avrupa ülkelerine kıyasla daha özel bir yanı var. Fransa savaşın hemen ertesinde, 1946 yılında, 8 Mayıs’ı İkinci Dünya Savaşı Zaferini Kutlama Günü, 1953’ten itibaren de resmi tatil günü ilan etti. “Alman-Fransız barışması” adına resmi tatil günü General de Gaulle tarafından 1959 yılında kaldırıldı, ancak kutlamalara devam edildi. Federal Avrupacı Cumhurbaşkanı Valéry Giscard d’Estaing 1975-1981 yılları arasında 8 Mayıs kutlamalarını iptal edip, Robert Schuman’ın Avrupa’nın inşasıyla ilgili konuşmasını yaptığı 9 Mayıs gününü kutlamaya başladı. Fransız solunun 1981’de François Mitterrand ile iktidara gelmesiyle 8 Mayıs yeniden resmi tatil günü ilan edildi. Gelenek o günden bu yana bozulmadı.
8 Mayıs Fransa’da resmi tatil ama savaşın Batı’daki diğer kazananları olan İngiltere veya ABD’de değil. Belçika’da her ne kadar Brüksel yerel parlamentosu yeniden tatil günü olması için kararlar alsa da 1983’ten bu yana “Almanya’yla barış adına” tatil günü olarak kutlanmıyor. Hollanda ve Danimarka, Kurtuluş Günü olarak Almanların teslimiyetleriyle ilgili müzakerelerin başladığı 5 Mayıs’ı seçti. İtalya’nın Kurtuluş Bayramı, ülkenin kuzey bölgelerinin çoğunun Nazi işgalinden kurtulduğu 25 Nisan’da kutlanıyor. Sovyetik dönemde Zafer Günü’nü 9 Mayıs’ta kutlayan Polonya 2015’ten bu yana 8 Mayıs’ta kutlama yapıyor.
Almanya’da ise 1985 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Richard von Weizsacker, o güne kadar ülke ve devlet açısından tarihi bir utanç olan 8 Mayıs’ı “kurtuluş günü” olarak tanımladı. Olası anma törenleriyle ilgili tartışmalar o günden bu yana devam ediyor.
Ziyaretçiler Göremez, Görmek için
Giriş yap veya üye ol.