Haber NEFES DARLIĞI OLANLAR ORUÇ TUTABİLİR Mİ? Diyanet'e göre nefes darlığı olanlar oruç tutabilir mi?

Nefes darlığı olanlar oruç tutabilir mi? Diyanet'e göre nefes darlığı olanlar oruç tutabilir mi?

Nefes darlığına sebep olan bir hastalığı bulunan kişilerin oruç tutması, rahatsızlığın derecesine ve doktorun görüşüne bağlıdır. İslam dini, ciddi sağlık sorunları için oruç tutmama kolaylığı sağlar. Tedavi sırasında oruç bozulursa kişi o günü daha sonra kaza eder.

xZFDxwu8SU2MLfgZiM9dZA.jpg

NEFES DARLIĞI OLANLAR ORUÇ TUTABİLİR Mİ? Nefes darlığı hafif seyrediyorsa ve tıbbi olarak kontrol altına alınıyorsa, doktordan “oruç tutmasında sakınca yok” yönünde bir onay almak önemlidir. Diyanet İşleri Başkanlığı da bu konuda doktor tavsiyesinin dikkate alınmasını vurgular. Örneğin astım hastaları, sadece nefes darlığı yaşıyor ve kritik bir durum söz konusu değilse, ihtiyaç duyduklarında spreyle rahatlayıp oruçlarını sürdürebilir. Bu spreylerin orucu bozmadığı belirtilmiştir. Ancak hastalık oruç tutmayı tehlikeye sokuyorsa veya uzun süre aç-susuz kalmak kişinin durumunu ağırlaştırıyorsa, oruç tutmaktan kaçınmak daha uygundur. İyileşme ihtimali olanlar, Ramazan sonrası kaçırdıkları günleri kaza edebilir. İyileşme ümidi olmayanlar ise fidye verebilir. Sonuç olarak nefes darlığı olanlar, tıbbi değerlendirme ışığında ve dinin izin verdiği bu esneklikleri kullanarak karar vermelidir. NEFES DARLIĞI OLANLAR ORUÇ TUTMALI MI? Nefes darlığı bulunan bir bireyin oruç tutup tutmama kararı, genel sağlık durumuna göre belirlenir. Eğer astım, KOAH veya benzeri bir rahatsızlık çok ağır seyrediyorsa, uzun süre susuz kalmak solunumu daha da zorlaştırabilir. Uzmanlar, önemli solunum güçlüğü yaşayanların oruç tutmamalarını önerir. Çünkü vücudun susuz kalması balgamın yoğunlaşmasına neden olabilir ve nefes almayı güçleştirebilir. Nefes darlığının hafif olduğu, düzenli ilaç ve doktor kontrolü ile yönetilebildiği durumlarda ise oruç tutmak mümkündür. Dinî açıdan da sağlık riski taşıyanların oruçtan muaf tutulduğu bilinir. Oruç tutmakla nefes darlığı kötüleşecekse veya hayati tehlike oluşacaksa, tutmamak daha doğru bir yaklaşım olarak kabul edilir. Bu tarz geçici rahatsızlıklarda, kişi sonraki dönemde kaçırdığı oruçları kaza eder. Kronik ve ağır vakalarda ise fidye verme seçeneği vardır. NEFES DARLIĞI OLAN ASTIM HASTALARI ORUÇ TUTABİLİR Mİ? Astım hastalarının oruç tutması, astımın şiddetine ve günlük ilaç kullanım planına bağlıdır. Diyanet İşleri Başkanlığı, sadece nefes darlığı yaşayan ve başka engeli olmayan astımlıların, ihtiyaç halinde sprey kullanarak oruç tutabileceğini belirtir. Bu spreyler gıda niteliği taşımadığı ve mideye doğrudan girmediği için orucu bozmaz. Ancak astım krizleri sıklaşan, gün içinde tekrar tekrar ilaca ihtiyaç duyan veya atak dönemi ağır seyreden hastaların oruç tutması önerilmez. Uzun süre susuz kalmak, balgam yoğunluğunu artırıp krize yol açabilir. Ayrıca düzenli ilaç kullanımı ihmal edilirse astım alevlenebilir. Bu yüzden astım hastalarının, özellikle Ramazan öncesi doktorla görüşüp ilaç saatlerini ayarlaması ve “oruç sağlığa zarar verir mi?” sorusuna net yanıt alması gerekir. Astım hafif seyrediyorsa ve kontrol altındaysa, doktor onayıyla oruç tutmak mümkündür. NEFES DARLIĞI OLAN KOAH HASTALARI ORUÇ TUTABİLİR Mİ? KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) hastalarının oruç tutması, hastalığın hangi evrede olduğuna göre değişir. İleri evre KOAH’ta uzun açlık ve susuzluk, solunum sıkıntısını artırabilir. Uzmanlar, ağır KOAH hastalarının ve ilaçlarını gün içinde düzenli almak zorunda olanların oruç tutmasının riskli olduğunu açıklar. Zira oruç süresince su alımı olmayınca balgam koyulaşır, nefes darlığı şiddetlenebilir ve bağışıklık sistemi zayıflayabilir. Düzenli ilaç kullanılması gereken hastaların da ilaç dozlarını aksatma ihtimali vardır. Diyanet İşleri Başkanlığı, sağlık durumu kötüleşecekse oruçtan muaf olma hakkı tanındığını belirtir. KOAH’ın hafif veya orta seviyede olduğu, doktorun gerekli tedavi planını iftar ve sahur arasına sığdırdığı durumlarda oruç tutulabilir. Yine de KOAH’ta solunum yetmezliği kritik hale geliyorsa oruç sakıncalı görülebilir. Kararı mutlaka doktor ve hastanın bireysel durumu belirler.
uzxZHpsIfEG44iF8uKPJTQ.jpg

Nefes darlığı olan astım hastaları, oruç sırasında gerekliyse astım spreyi kullanabilir. Diyanet İşleri Yüksek Kurulu, bu spreyle alınan maddenin su veya besin değeri olmadığını, mideye anlamlı bir giriş gerçekleşmediğini ifade eder. Böylece sprey orucu bozmadığı için kişinin ibadetine devam etmesi mümkündür. Astım spreyleri, nefes yollarını açmaya ve krizi kontrol etmeye yarar. Sprey kullanılmazsa atak daha da kötüleşebilir. Dinî kaynaklar da “sağlığı tehlikeye atmamak” ilkesini öne çıkarır. Bu sebeple gündüz fenalaşan bir astım hastası spreyi çekinmeden uygulayabilir. Ancak kriz ağır seyrediyorsa ve ilaçlar yeterli gelmiyorsa, doktor müdahalesi gerekebilir. O zaman oruç bozularak tedaviye öncelik tanınması mümkün hale gelir. Temel ilke, sağlığı korumanın ibadet kadar önemli olduğudur. NEFES DARLIĞI OLANLAR ORUÇ TUTARKEN OKSİJEN CİHAZI KULLANABİLİR Mİ? Oksijen cihazı veya oksijen tüpüyle solunum desteği almak orucu bozmaz. Çünkü oksijen, besin veya su niteliği taşımaz, vücuda gıda girişi yapmaz. Diyanet kaynaklarında da oksijenin orucu bozmayacağı belirtilir. Fakat sürekli oksijen desteği gerektiren ağır hastalarda oruç tutmak genellikle zordur. Bu seviyede nefes darlığı yaşayanların sıklıkla başka ilaçlara veya tıbbi müdahalelere de ihtiyacı olur. Din, böyle bir durumda orucu bırakıp sağlığı korumaya öncelik verilmesini destekler. İyileşme ümidi varsa o günler daha sonra kaza edilir. Eğer rahatsızlık kalıcıysa fidye verilebilir. Ayrıca nefes açmak için nebulizatör cihazı kullanmak, içerdiği buharın sıvı formda boğazdan mideye ulaşmasına yol açabileceği için orucu bozabilir. Bu yüzden cihaz kullanımının ciddiyeti doktorla birlikte değerlendirilmelidir. NEFES DARLIĞI OLANLAR ORUÇ TUTARKEN NELERE DİKKAT ETMELİ? Nefes darlığı olan bireyler, oruç tutmaya karar verirse bazı hususlara özellikle özen göstermelidir. İlk adım, doktor onayı almak ve reçete edilen ilaçları düzenli kullanmaktır. Atak döneminde veya şikâyetlerin arttığı günlerde oruç ertelenebilir. İftar ile sahur arasında yeterli su içmek, balgamın koyulaşmasını önlemeye yardımcı olur. Aşırı tuzlu veya baharatlı yiyeceklerden kaçınmak da rahat bir solunum için önem taşır. Hafif, lifli ve besleyici öğünler tercih etmek, mide şişkinliğinin diyaframı sıkıştırmasını engelleyebilir. Gün içinde bedeni çok yormamak ve sıcak ortamlarda uzun süre kalmamak da fayda sağlar. Doktorun uygun gördüğü inhaler ilaçlar, oruç süresince belirtileri kontrol etmek için kullanılabilir. Sağlığı korumak, ibadeti de daha huzurlu sürdürmeyi sağlar. NEFES DARLIĞI OLANLAR ORUÇ TUTARKEN SUSUZLUK SORUNUYLA NASIL BAŞA ÇIKABİLİR? Uzun saatler susuz kalmak, nefes darlığı yaşayanlarda balgamın koyulaşmasına ve öksürüğün artmasına yol açabilir. Bu durumu hafifletmek için iftar ve sahur arasında bol su tüketmek gerekir. Suya ek olarak çorba, ayran gibi sıvı değeri yüksek içecekler de faydalıdır. Kafeinli içeceklerin fazlaca tüketilmesi, vücuttan su atımını artırabildiği için sınırlandırılması önerilir. Gündüz mümkün olduğunca gölgede kalmak, aşırı efordan kaçınmak ve serin ortamlarda durmak terlemeyle sıvı kaybını azaltır. Astım veya KOAH gibi nefes darlığı sıkıntısı olanlar, susuz kalmanın daha ağır etkilerle sonuçlanabileceğini unutmamalı ve doktor tavsiyesini dikkate almalıdır. Gerekirse ilaç düzenleri, iftar-sahur aralığına uygun hale getirilmelidir. Kişi gün içinde çok zorlanırsa ve sağlık riski ortaya çıkarsa, orucu bozmaya dair dinî ruhsatlar mevcuttur.
4CY0rIhk6k6mJO77pivatA.jpg

Oruçlu iken ani astım krizi veya ciddi nefes darlığı atağı yaşanması durumunda öncelik sağlığı korumaktır. Bu tür bir kriz durumunda, öncelikle astım spreyi gibi orucu bozmadığı belirtilen ilaçlar kullanılabilir. Eğer kriz hafiflemiyorsa ve nefes açıcı sprey ya da oksijen desteği yeterli gelmiyorsa, acil tıbbi müdahaleye başvurmak gerekebilir. Buhar veya daha güçlü ilaç alımına ihtiyaç duyuluyorsa, bu tedaviler orucu bozabilir. Din, insanın sağlığını korumasını emreder ve bu acil durumda orucu bozmak günah sayılmaz. Kişi bu nedenle orucunu bozarsa, daha sonra tek gün kaza orucu tutarak ibadetini telafi edebilir. Kritik olan, hızlı hareket ederek hastalığı ilerletmemektir. NEFES DARLIĞI OLANLAR ORUÇ TUTMAK İÇİN DOKTOR ONAYI ALMALI MI? Nefes darlığı rahatsızlığı bulunan herkes, oruç tutma konusunda önce doktoruna danışmalıdır. Doktor, hastalığın seyrini ve kullanılan ilaçların düzenini değerlendirerek en doğru yönlendirmeyi yapar. Astım, KOAH veya kalple ilgili solunum sıkıntısı yaşayanların, uzun süre susuz kalmanın yaratabileceği riskleri bilmesi gerekir. Din açısından da doktor onayı olmadan “zorlukla oruç tutma” çabası sakıncalı olabilir. Çünkü oruç sırasında ciddi zarar görme ihtimali varsa, tutmama ruhsatı zaten tanınmaktadır. Doktor, ilaç saatlerini iftar ve sahur arasında düzenleyebilecekse veya hafif bir rahatsızlık söz konusuysa oruç mümkündür. Ancak düzenli aralıklarla ilaç almak zorunda olan, ciddi kriz riski taşıyan hastalarda oruç tutmak genellikle önerilmez. NEFES DARLIĞI OLANLAR ORUÇ TUTARKEN İLAÇ SAATLERİNİ NASIL AYARLAMALI? Günde bir veya iki doz halinde alınan ilaçlar, iftar ve sahur vakitlerine kaydırılabilir. Doktor, uzun etkili ilaç yazıp ramazan boyunca hastayı bu düzene göre takip edebilir. Bazı astım veya KOAH hastaları, gün içinde hafif doz inhaler sprey kullanmak zorunda kalır. Bu spreylerin orucu bozmadığı Diyanet tarafından belirtilmiştir. Fakat üç veya daha fazla doz ilaç kullanımı gerekiyorsa ve iftar-sahur aralığı yeterli değilse, oruç tutmak tıbbi yönden sakıncalı olabilir. İlaçların aksatılması, nefes darlığının artmasına veya krize yol açabilir. Bu durum da sağlığı riske atar. Dolayısıyla ilaç saatleriyle ilgili en doğru program, hekimin planlamasıyla belirlenir. Bu planlama hastanın rahatlığını ve güvenliğini gözetir.
K7YIQfWDGUCFmjgTg6EKEA.jpg

Nefes darlığı yüzünden oruç tutamayanlar, dini yönden yükümlülüklerini bütünüyle kaybetmez. Eğer hastalık geçiciyse, oruç tutulamayan günler ramazan sonrasında telafi edilebilir. Kısa vadede iyileşme bekleniyorsa bu kaza oruçlarını daha sakin bir dönemde yerine getirmek mümkündür. Ancak hastalık uzun süreli veya kalıcıysa, dinen tutamadığı günler için fidye verme seçeneği devreye girer. Fidye, hastanın her bir tutamadığı gün için bir fakiri doyuracak miktarda yiyecek veya nakit yardımda bulunması demektir. Diyanet de “iyileşme ümidi olmayan” hastalarda fidyenin uygulanabileceğini belirtir. Böylelikle kişi, oruç tutamadığı halde dini sorumluluğunu yerine getirmiş sayılır. İleride sağlığı düzelirse kaza orucunu da ek olarak tutması tavsiye edilir. NEFES DARLIĞI OLANLAR ORUÇ TUTAMIYORSA FİDYE VERMELİ Mİ? Eğer nefes darlığı kalıcı bir rahatsızlık sonucu ortaya çıkıyorsa ve doktorlar bu durumun düzelmesini beklemiyorsa, tutulamayan her oruç için fidye verilmesi gerekir. Diyanet İşleri Başkanlığı, “oruç tutmaya gücü yetmeyen yaşlılar veya iyileşme ümidi bulunmayan hastaların fidye verebileceğini” açıklar. Fidye miktarı, çoğunlukla fitre bedeline eşittir. Yani bir günün fidyesi, bir fakirin bir günlük gıda ihtiyacını karşılayacak miktarda olur. Hastalık durumunda fidye vermek, yerine getirilmesi zorunlu bir yükümlülüktür. Sonradan bir şekilde sağlık geri kazanılırsa ve oruç tutma imkânı oluşursa, tutulamayan günlerin kaza edilmesi de önerilir. Bu kaza oruçları tutulunca, önceki verilen fidyeler nafile sadakaya dönüşür. NEFES DARLIĞI OLANLAR ORUÇ BORCUNU NASIL TELAFİ EDER? Oruç borcunun telafisi, hastalığın geçici veya kalıcı olmasıyla ilgilidir. Geçici nefes darlığı sorunu yaşayanlar, ramazanda tutamadıkları oruçları iyileşince gün gün kaza eder. Bu kaza, farklı bir zamanda aynı sayıda oruç tutarak gerçekleştirilir. Kalıcı ve iyileşme ihtimali olmayan rahatsızlıklarda ise fidye verme esasına uyulur. Diyanet, bu konuda “gücü yetmeyenlerin oruç tutmaması ve fidye ödemesi” gerektiğini belirtir. Böylece kişi, oruç ibadetini fiilen yerine getiremese bile maddi olarak muhtaç birini doyurup sorumluluğunu hafifletmiş olur. Daha sonra mucizevi biçimde sağlığı iyileşirse kaza oruçlarını tutması tavsiye edilir. Kısa vadeli ya da uzun vadeli durumlar için İslam dininin sunduğu bu kolaylıklar, ibadeti herkes için uygulanabilir kılar.
84FzgCkff0uNXS9RtK1B2Q.jpg

İleri yaştaki bireylerde nefes darlığı sık görülebilir ve oruç tutmak bu zorluğu daha da artırabilir. Uzun açlık ve susuzluk, yaşlılarda kalp-dolaşım sorunlarına yol açabilir, solunumu zorlaştırabilir. Diyanet İşleri Başkanlığı, “oruç tutamayacak kadar yaşlı olanların fidye vermesinin” uygun olduğunu açıklar. Yaşlı ve nefes darlığı çeken kimseler, doktor tarafından orucun riskli olduğu konusunda uyarılmışsa tutmama hakkına sahiptir. Bu kişi oruç tutarsa sağlık sorunları derinleşebilir, ciddi komplikasyonlar ortaya çıkabilir. İslam, kolaylık sunan bir dindir; bu nedenle yaşlı ve hasta kimselere ruhsat tanır. Oruç tutamayan yaşlılar fidye vererek ibadet yükümlülüklerini yerine getirebilir. Sağlığı kısmen elveren bir yaşlı, doktor onayıyla belirli günlerde oruç tutmayı deneyebilir, fakat bu bir zorunluluk sayılmaz. NEFES DARLIĞI OLANLAR İÇİN ORUÇ İBADETİNİN HÜKMÜ NEDİR? Nefes darlığı olanlar için oruç ibadetinin hükmü, kişinin sağlığına zarar vermeyecek şekilde tutulabilmesi prensibine dayanır. Kur’an-ı Kerim, hasta veya yolcu olup oruç tutamayanların daha sonra kaza etmesini emreder. Eğer hastalık kalıcıysa fidye verme hükmü gündeme gelir. Diyanet de “gücü yetenler tutar, yetemeyenler tutmaz” ilkesini benimser. Nefes darlığı gibi bir rahatsızlık oruç süresince ciddi tehlike oluşturuyorsa, dinen oruç tutmamak makbul görülür. Böyle bir hasta, normalde oruçla yükümlü değildir. Sağlığı iyileştiğinde tutamadığı günleri kaza ederek ibadetini tamamlar. İyileşme umudu bulunmuyorsa fidye verir. Bu yaklaşım, İslam’ın “kolaylaştırma” ilkesinin bir yansımasıdır. NEFES DARLIĞI OLANLAR İÇİN ORUÇ SÜRESİNDEKİ UZUN AÇLIK VE SUSUZLUĞUN ETKİLERİ NELERDİR? Uzun saatler aç ve susuz kalmak, nefes darlığı çekenlerde balgamın koyulaşmasına ve nefes almada zorlanmaya yol açabilir. Astım veya KOAH gibi hastalıklarda boğaz ve bronşlarda kuruma olunca öksürük artar, kriz riski büyür. Ayrıca yetersiz sıvı alımı metabolizma üzerinde ekstra yük yaratabilir ve bağışıklık sistemi zayıflayabilir. Mideyi aşırı doldurmak da diyaframa baskı yaparak nefesi zorlaştırır. Bu nedenle iftarı hafif ve kontrollü yapmak gerekir. Bazı hafif astım hastalarında, oruç döneminde abur cubur tüketiminin azalması faydalı da olabilir. Ancak bu durum her hasta için genellenemez. Genel olarak uzun açlık ve susuzluk, nefes darlığı yaşayanlara ek bir zorluk getirir. Bu yüzden doktor kontrolü ve dikkatli bir beslenme düzeni önerilir.
7Tc6sCJ09k2fPTeZnIu1uA.jpg

Nefes darlığı nedeniyle hayatî bir durum oluştuğunda oruç bozulabilir. Örneğin astım krizi veya solunum yetmezliği aniden gelişirse, öncelikle hafif ilaçlar (örneğin astım spreyi) kullanılabilir. Sprey orucu bozmadığı için ibadet devam edebilir. Ancak daha ağır tedaviler gerekiyorsa veya doktor “acil sıvı ve ilaç alımı şart” diyorsa, oruç bozulabilir. Din, can güvenliğini korumayı temel alır. Tedavi sırasında oruç bozulursa kişi o günü daha sonra kaza eder. Ağır ilaç uygulamaları, enjeksiyonlar, buhar tedavisi veya oksijen desteğinden fazlasını gerektiren durumlar, sağlığı kurtarmak amacıyla oruçtan vazgeçmeyi gerektirebilir. Bu hususlar Diyanet’in fetvalarında da “sağlığı tehlikeye atmak yerine orucu bozup kaza etmek” şeklinde açıklanır. NEFES DARLIĞI OLANLAR İÇİN SAĞLIK MI, ORUÇ İBADETİ Mİ ÖNCELİKLİ? İslam’da temel prensip, sağlığı korumaktır. Nefes darlığı gibi ciddi solunum sıkıntıları olan kişiler için de bu geçerlidir. Kişi oruç tuttuğunda sağlık açısından büyük bir tehlike oluşacaksa, orucu bırakmak dinen meşru bir karardır. Diyanet de hastalık durumunda oruca ruhsat tanındığını açıkça ifade eder. Nefes darlığı çeken bir birey, oruç tuttuğunda kriz yaşayacaksa veya hastalığı ağırlaşacaksa, öncelik sağlığı korumaktır. Bu yaklaşım, Kur’an’ın “Hasta veya yolcu olan, tutamadığı günleri başka zamanda tutsun” emrinin bir yansımasıdır. Bu sayede ibadet, bireyin beden bütünlüğüne zarar vermez. Sağlık elverince oruç tutulabilir, yoksa fidye veya kaza devreye girer. NEFES DARLIĞI OLANLAR VE ORUÇ KONUSUNDA DİYANET NE DİYOR? Diyanet İşleri Başkanlığı, nefes darlığı yaşayanlar için “doktor tavsiyesine uyulması” gerektiğini sıkça vurgular. Solunum problemi yüzünden oruç tutmanın zor veya tehlikeli olduğu vakalarda, hastalara oruçtan muafiyet tanındığı belirtir. Astım spreylerinin orucu bozmadığı konusunda net bir açıklaması vardır. Ancak sık ilaç kullanan, krizleri ağır seyreden veya KOAH gibi ilerlemiş bir hastalığa sahip olanların oruç tutmaması önerilir. Diyanet, iyileşme ihtimali olmayanların her gün için fidye verebileceğini söyler. Bu resmi görüşler, Kur’an’daki “hastalara kolaylık” hükmüyle paralellik gösterir. Sağlığı elverenler oruç tutar, riskli bir durumu olanlar ise tutmayıp kaza veya fidye yollarına başvurabilir.Kaynak: diyanet.gov.tr
 
Üst Alt